1920’lerden Sonra Naziler, Kredi Krizi’nden Sonra?

Alman şirketleri, I. Dünya Savaşı’nda çok borçlanmışlardı. Krizden çıkmak için, Merkez Bankası’nı enflasyonist çözüm için zorlamışlar ve başarılı olmuşlardı. Büyük iktisatçı Keynes, Almanya’nın bu çözüm yolunu yanlış yorumlayarak, ‘savaşın galip devletlerine yapılan ödemeler’ olarak adlandırmıştı. Sonrasında yaşanan kaos ve hiperenflasyon dönemi, Nazi’lerin yönetime gelmesine yol açmıştı.

1930’larda, Büyük Buhran’dan çıkış amacıyla, hem zengin ülkeler hem de fakir ülkeler, ithalatlarını sınırlayarak, korumacı politikalar uyguladılar. Başlarda fayda da sağladılar. Ama giderek bütün ülkeler , birbirlerine misilleme yaparak aynı politikayı uyguladıkları için, ekonomik açıdan daha kötü duruma düştüler. Bugün her ülke, kendisi için en iyi strateji neyse, onu yapıyor. Para politikalarının(faiz değişiklikleri) bu krizde etkili olamayacağını, defalarca kez nedenleriyle birlikte yazdım. Maliye politikaları(devlet harcamaları, vergiler), bu ortamda çok daha etkili olacaktır. Fakat 1-2 ülke dışında, bu yola başvuran olmadı.

Globalizasyon’un geldiği şu noktada ticaret, gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasında yapılıyor. Küçük bir ekonomi için maliye politikası işe yaramaz. Çin ve ABD gibi büyük ekonomilerde, normal şartlarda, maliye politikasının faydası ağırlıklı olarak içerde kalabilir. Ama bu dönem çok farklıdır. Global ekonominin hızlı bir şekilde daraldığı şu ortamda, bir ülkenin mali teşvik paketinden yaşanacak ‘sızıntı’, büyük olabilir. Almanya’nın derdi budur. $5 milyar gibi komik bir mali teşvik rakamı açıkladı. Ekonomisinin ihtiyacı olduğu halde, yüksek bir rakam açıklamıyor. Açıklayacağı teşvik paketinin meyvelerini, diğer AB ülkelerinin yiyeceğini biliyor. Çin, $550 milyar gibi bir rakam açıkladı ama, o rakamın büyük bir kısmı, önceki dönemlerin paketlerini de içeriyor. Yani yanıltıcıdır. Japonya’da da çok önemli bir rakam açıklanmadı.

Para politikası, bir ekonomide daha az ‘kaçak’ yaptığı için tercih ediliyor. Faiz indirimlerinin arkasındaki amaç budur. Faizleri indirmek, para biriminin değerini düşürür, politikanın faydasını içerde tutmayı sağlar. Faiz indirimlerinin maliyeti ilk başta yokmuş gibi görünse de, sorunlu senetleri düşük taşıma maliyetiyle bilançoda tutmayı kolaylaştırdığı için, büyük sorunlar yaratır. Bankalar sorunlu senetleri satmak için, üzerlerinde baskı hissetmezler. İyileşme süreci uzar. Oluşan zararlar hemen görülmeyebilir, ama ileride ortaya çıkacaktır.

ABD’nin üç çıkış yolu vardır: I) 1990’lardaki çözüm; Japonya gibi zamana yaymak, yani sancılı bir süreç, II)1930’lardaki çözüm; ABD’deki büyük iflaslar, III)1920’lerdeki çözüm; Almanya’nın enflasyonist çözümü. Japon tarzı çözüm olmaz. Amerikalılar zorluğa gelemezler. Borçları, evin değerinin çok üstündedir. Evi bırakıp giderler. Bankalar, GM ve Chrysler gibi finans dışı şirketler, iflas’tan kurtarıldıkları için, iflas yolu da olmayacaktır. Geriye, para basarak enflasyon yaratmak kalıyor.

Tarih, enflasyonist çözüme karşı acımasız olmuştur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir