AB’nin gördüğünü Çin görmüyor

AB’nin bir yerlerden kaynak bulması gerekiyor. Bu amaçla ilk çalınan kapı Çin oldu. Son 1,5 senedir Çin’den, ‘Sorunlu ülkelerin tahvillerine yatırım yapabiliriz’ gibi açıklamalar geliyor. Buna rağmen; hiçbir zaman somut bir adım atmadılar.

Geçen hafta ‘Çin para verecek’ gibi bir rüzgar estirildi. Bu gelişme fiyatlara da girdi. Fazla heyecan yapıldığı hafta sonu ortaya çıktı. Çin Haber Ajansı Xinhua’dan; ‘Çin, AB’nin kurtarıcısı rolünü üstlenemez’ açıklaması geldi.

Olaya farklı bir açıdan bakalım. AB politikalarını çok iyi bilen ve Avrupa’daki talebe daha fazla bağımlı olan Almanya; Devlet Varlık Fonu’nda 1 trilyon Euro parası olan Norveç; İspanyol ve İtalyan tahvillerini almaya yanaşmıyorsa, Çin bu tahvilleri niçin alsın? AB’nin gördüğünü Çin görmüyor mu?

Diyelim ki Çin bu tahvillere ciddi bir yatırım yaptı. Faydadan çok, zararı olabileceğini düşünüyorum. Bu konu ile ilgili medyamızdaki görüşlere bir bakın. Bir ülkenin, uygun bir faizle büyük bir yatırımcıdan finansman sağlamasının olumlu olacağı düşünülüyor. Çin gibi, piyasalara güven veren büyük bir yatırımcının olaya dahil olması heyecan yaratıyor.

Yabancı yatırımcılar, yerel yatırımcılar gibi değildir. Yabancıların Euro’ya dayalı tahvilleri almaları, kısa dönemli finansmanın olumlu etkisininin dışında farklı sonuçlar yaratabilir. Ticaret ortamı olumsuz etkilenebilir.

Ödemeler dengesinden gidelim. AB, ödemeler dengesi fazlası veriyor. Bunun anlamı; sermaye ihtiyacı yok. Yani; Avrupa’nın tasarrufları yatırımlarını aşıyor. Avrupa bu tasarruf fazlasını, dünyanın geri kalanına ihraç ediyor.

AB gibi sermaye zengini bir bölgenin, Asya gibi sermaye fakiri bir bölgeden, kendini fonlamak için yardım alması tuhaf ötesi değil mi?

Sorunlu ülkelerin finansman sıkıntısı çekmelerinin nedeni, AB’nin dış sermaye ihtiyacının olması değil. Bu ülkeler kendilerini fonlamakta zorlanıyorlar, çünkü sürdürülemez bir borç oranına sahipler. Bunun dışında; bu para sistemi kendilerini toparlamalarına izin vermiyor. Ayrıca; kredibiliteleri yok.

Dış kaynak, ‘borcunu ödeyememe’ sorununu çözmez. Çin, Hindistan gibi ülkeler sorunlu ülkelerin tahvillerini alırsa ne olur? AB’nin ticaret fazlası küçülmeye başlayabilir. AB sermaye ihraç etmek yerine, sermaye ithal etmeye başlarsa, cari işlemler fazlası cari işlemler açığına dönüşebilir.

Bu nasıl gerçekleşebilir? Yatırım yapacak ülkelerin merkez bankaları, Dolar satarak Euro almaya başlar. Euro güçlü kalmaya devam eder. AB ekonomisinin rekabet gücü azalır. İhracat düşer. İmalat sanayi rekabet gücünü kaybedince, işsizlik artar. Toplam üretim, tüketimden daha hızlı düşeceği için, Euro bölgesindeki toplam tasarruf düşer.

Yabancıların net tahvil alımlarının artması, büyüme oranlarını daha da yavaşlatabilir. Bu durumda; işsizlikteki artışın önüne geçmek için, bu ülkeler açık vermeye devam eder. Troyka’nın bu ülkelerden istediği, kemer sıkmaları değil miydi? Bu işin faydası nerede?

Piyasalardaki kısa dönemli yükselişlere bakarak, analiz yapmak çok yanıltıcı olur.

Avrupalılar, sorunlu ülkeleri finanse etmek istemiyorlarsa, yabancılardan da bunun istenmemesi gerekir.

Düşük büyüme ve dış borç, borçları ödeyememe sorununu çözmez.

Çin yerine, AMB’nin kapısını ne zaman çalacaklar?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir