Ben Hala Temkinliyim

Borsalar, yeni yılla birlikte ‘yükseliş’e geçtiler. İMKB dünü 28.000’den kapattı. ABD borsaları, son bir ayda, dip noktalarından 20%-25% yükseldi. Tarihteki ayı piyasası(düşüş piyasası) yükselişlerine baktığımızda, yeniden ‘satış’a geçilmeden önce, %35’lere varan yükselişler görülmüş.

Yükselişin erken başladığını düşünüyor, bunun için temkinli yaklaşıyorum. Küresel ekonomiler, 2009’un ikinci yarısında düzelme emareleri gösterebilir(eksi büyüme rakamlarından kurtulabilir), borsalar ikinci çeyrekte ‘yükseliş’e geçebilir. Ancak bu yükselişin, ‘ayı piyasası rallisi ‘ olacağını düşünüyor, sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri taşıdığımı belirtmek istiyorum. Hisse senetleri, gelecekteki olumlu beklentiler çerçevesinde, nakit akımlarının güçlü olacağı düşüncesi ile yükselirler. Kısa dönemde, hiçbir sektörün kazancının iyi olacağı kanısında değilim. Dünya’nın kalıcı yükseliş piyasasına geçebilmesi için iki engeli aşması gerekmektedir:1)Finansal kurumlar, sorunlu senetlerden doğan zararlarını görmek zorundadır(realize etmelidir). Borçlara dayalı bu finansal varlıklar, bankaların bilançolarında hala oturmaktadır. Bu varlıklar, 2009’un sonu gelmeden alınıp-satılmaya başlayabilir, birinci engelin aşılması diğerine göre daha kolay olabilir.

İkinci engel; küresel ekonomilerin, tekrar ‘hızlı büyüme’ye geçişlerinin nasıl sağlanacağıdır. Son 15-20 seneye bakıldığında, bilgi teknolojisi’nin gelişimi, Çin ve Hindistan’ın, ‘globalizasyon’un etkisi ile işgücü maliyetlerini aşağıya çekmesi, global ekonomileri yüksek büyüme rakamlarına ulaştırmıştır. Bu gelişim, ‘ücret geliri’nin payını, global ekonomilerde hızla düşürmüştür. Geliri düşen işçilerin teoride tüketimlerini azaltmaları beklenir. Fakat bu gerçekleşmemiş, devreye Greenspan girerek, talebi canlandırmak için piyasaları likiditeye boğmuştur. Geliri düşmekte olan işçi, tüketimini sürdürmek için ucuz şekilde borçlanmıştır. Borçlanarak satın aldığı evin değerindeki artışın, harcamalarını karşıladığını düşünmüştür. Bu tatlı hayat büyük bir hüsran ile sonlanmıştır.

Yüksek büyüme rakamları yaşanırken, işgücü payının azalması, global ekonomilerde büyük dengesizlikler yaratmıştır. Vergilendirme yoluyla gelirin yeniden bölüşümü, tek çıkış yoludur. Anglo-Sakson ülkelerde (ABD, Britanya, Avustralya); yüksek gelirlilere, sermaye kazançlarına, şirket karlarına uygulanan vergiler arttırılmalı; elde edilecek para, tüketimlerini arttırmaları için düşük gelire sahip kişilere harcanmalıdır. Ayrıca, anti-tekel politikaların gündeme alınması gerekmektedir. Son 15 yılda gerçekleşen şirket birleşmeleri, birçok sektörde rekabetçi ortamı yok etmiştir. Hangi önemli sektöre baksanız, bir-iki firmanın kontrol ettiğini görürsünüz(demir-çelik,bakır,v.b). Tekel(monopol) karlarının, son 15 senedeki düşük ücretlere ve yetersiz tüketime katkısının olduğunu düşünüyorum. Büyük Buhran’da(1929) birçok devlet, doğru politikalarla monopolleri parçalamıştı.

Yükselişlere aldanmayın, borsaya girecekseniz uzun dönemli düşünün…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir