Bırakın Batsınlar

ABD Hazine Sekreteri Paulson saçmalamaya, bütün krizi eline yüzüne bulaştırmaya devam ediyor. Paulson, bir ay önce açıkladığı 700 milyar dolarlık paketin içeriğini değiştirdiğini, parayı borçlu tüketicileri kurtarmak için kullananacağını açıkladı. Aslında, dünya piyasalarının bu hafta çökmesinin, USD/YTL kurunun hafta başındaki 1.520’li seviyelerden 1.700’lere dayanmasının nedeni farklıdır.

Bir finansal kriz bu kadar kötü yönetilebilir. Söyleyecek bir şey bulamıyorum. Paulson, paketi değiştirdiğini, parayı, kredi kartı ve benzeri borçları olan tüketicileri kurtarmak için kullanacağını açıkladı. Paket ilk haliyle, bankaların bilançosunda, krizi başlatan toksik senetleri almayı hedefliyordu. Peki şimdi bankaların ellerindeki senetler ne olacak? Bilançosunda bunca değersiz, berbat senet olan banka ne yapacak? Kime kredi verecek? Bu kadar risk taşırken yeni sermaye nasıl bulacak? Yanlış anlaşılmasın, ben o paketin bazı teknik ayrıntılarına da karşıydım. Örneğin sorunlu senetlerin nasıl fiyatlanacağı, hangi senetlerin paket kapsamı içine alınacağı (araba, ev, öğrenci kredileri, kredi kartları) belirtilmemişti.

Paketin yeni amacına bakalım. Kredi kartı borcu olan tüketici kurtarılsın. Çok güzel. İşini kaybetmiş, beş parasız adam gitsin, kredi kartına daha fazla yüklensin. ABD’yi bu noktaya getiren ‘borçlan ve harcama yap‘ mantalitesi değil miydi? Bu çözümün sisteme ne yararı olacak?

Bir diğer sorun ise otomotiv sektörüdür. General Motors şirketi gündemin birinci maddesinde oturuyor. Kurtarılsın mı, kurtarılmasın mı? Bence bıraksınlar ve batsın bu şirket. Para vermek, bu şirketin sorunlarını ötelemekten başka hiçbir işe yaramaz. Ford’un, Chrysler’ın da batması gerekiyor. ‘İflas‘ kelimesi insanları korkutuyor ama iflas bir sistemdir. Ayrıca ABD’nin müthiş bir iflas mekanizması vardır. Dikkatli incelenirse, iflasın, bu şirketlere doğuracak faydaları da görülecektir. Kaldı ki, hemen her yazımda vurguluyorum; iflaslar, batan tüketiciler , mevcut krizin tedavisidir. Başka çare yoktur. Sistemin temizlenmesi gerekmektedir. Japonya’nın 1990’lı yıllardaki hatasına düşerseniz, para verip herkesi kurtarmaya çalışırsanız, ne bankacılık sisteminiz ne de reel sektörünüz tam anlamıyla toparlanabilir.

Son olarak, bu hafta piyasalar karıştı. USD/YTL kuru 1.700’lere dayandı. Açıkçası bu hafta böyle bir yükselişi bekliyordum, ancak beklentim Perşembe veya Cuma günü olmasıydı. Nedenine gelince; trilyonlarca doları yöneten serbest fonlardan (hedge funds) parasını çekmek isteyen yatırımcıların, fonu haberdar etmeleri gereken tarih 15 Kasım’dır. Yatırımcı parasını her üç ayın sonunda alabiliyor. Bu sözleşmede yazan bir maddedir. Yatırımcı yıl sonunda parasını alabilmek için, 45 gün önceden fona haber vermek zorundadır. Fonlardan çıkış isteği, belirsizlik ortamında müthiş seviyelerde olduğu için, fonlar pozisyonlarını kapatmak zorunda kalıyorlar. Satışa geçiyorlar. Bu ayrıntıyı bilen diğer piyasa profesyonelleri de aynı stratejiyi uyguluyorlar. Olay bundan ibarettir.

Bırakın Batsınlar” üzerine bir düşünce

  1. Bob Lutz, G.M.’s vice chairman, has been quoted as saying that hybrids like the Toyota Prius “make no economic sense.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir