Çanlar Avrupa İçin Çalıyor

Geçen hafta genel bir değerlendirme yazısı yazdım (Kısa Dönemde USD Güçlenebilir). USD’yi güçlendirebilecek nedenlerden birisinin, Avrupa bankalarının bilançolarındaki sorunlu varlıklar olduğunu belirtmiştim. Krizin başından beri yapılamayan bir şey yapıldı. Bu da durumun vahametini çok iyi gösteriyor.

Negatif faiz mi? Bunu da en sonunda gördük. Dünyanın en eski merkez bankası İsveç Merkez Bankası, faizleri -0.25%’e çekti ve para basmaya başladığını açıkladı.

Zaman zaman AB’nin, İsveç uğruna Baltik Ülkelerini harcadığını düşünürüm. AB bu küçük ülkeleri devalüasyona zorluyor. Belki de en doğrusu budur, bunu başka bir zaman tartışabiliriz. Peki Baltik ülkelerine fütursuzca kredi veren kimler? Başta İsveç olmak üzere diğer AB ülkeleri. Bu ülkeler için hiçbir yaptırım yok. Vermişsin krediyi, ama bu ülkelerin borçlarını ödemeleri imkan ihtimal dahilinde değil. O zaman zararların bir kısmını sineye çek. Geri kalanını baştan yapılandır. Mesela vadeyi uzat, faizi düşür. Daha sert önlemler de alınabilir. Teknik olarak iflas etmiş bankaları batır gitsin. ABD’de bugüne kadar irili ufaklı 53 banka battı.

Dönelim asıl mevzuya. Merkez bankası negatif faizi belirleyerek kısaca bankalara, ‘bende tuttuğun para sana zarar yazacak, iyisi mi sen bunu kredi olarak piyasaya ver’ diyor. İsveç bankaları ve genel olarak AB bankalarının aşırı sermaye ihtiyacı devam ediyor. Zaten bundan dolayı ellerindeki parayı kredi olarak vermiyorlar. Bu strateji sorunları çözer mi? Şüpheliyim. Kalıcı büyümeyi sağlayacak etkenler, tasarruf ve yatırımdır. Sonuçta borç almak isteyeni bu şekilde bankalara yönlendirebilirsiniz, ancak zorla borç aldıramazsınız.

Faizleri sıfıra indirerek ve para basarak tasarruf sahiplerini cezalandırmak sorunları çözmez. AB bankalarının sorunları çok büyük. Bu sorunları ertelemekle neyi çözecekler, anlamak mümkün değil. Bugüne kadar euro’nun sert düşüşler yaşamamasının tek nedeni, Fed’in para basmasıydı. Fed para basmayı bir süreliğine durdurursa, bu yönde sinyaller verirse, euro’da gevşemeler olacaktır.

İsveç, 1990’larda tıkanan kredi kanallarını açmak amacıyla zombi bankaları kamulaştırmıştı. Bu ‘İsveç Modeli’ olarak bilinir. Çok başarılı olunmuş, hatta bu krizde herkes ABD’ye bu modeli uygulamasını tavsiye etmişti. Bugün ise radikal adımlardan kaçınılıyor.

Zaman geçiyor, önlemler alınmıyor, AB bankacılık sistemini çok zor günler bekliyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir