Davos’ta Şarap Kalitesi Düşmüş???

Okuyunca üzüldüm. Bu sene şirket CEO’ları(başkanları), istakoz, havyar yiyemiyor, düşük kalite şarap içiyorlarmış. Geçen sene aynı toplantıda, ‘Kriz hafif geçer, 2008’in sonuna doğru toparlanırız’ diye konuşup, en üst kalite şarapları yudumlayanlar bu adamlardı. Çoğu CEO’nun yetenekleri sınırlıdır, ama hepsi çok iyi para kazanır.

Finansal krizde, kimin ne yaptığı ile ilgili birçok hikaye duyabilirsiniz. Hiçbirine inanmayın. Olay her zaman CEO ile alakalıdır. Bu adamlar kriz öncesinde, aldıkları risklerin ne olduğunu düşünebilecek zeka düzeyine sahip bile değillerdi. Aslında, aldıkları riskleri düşünmek için bir çabaları da olmamıştır. ‘Modern kapitalizm’de, şirket karlılığı hep yükselmelidir. Kural budur. Bu CEO’lar, ‘değer zinciri’ndeki diğer insanlar gibi, ‘başka insanların parası’ ile oynuyorlardı. Çünkü şirket kazançlarını arttırmak için ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Piyasa’da son on yıldır süren oyuna dayalı kazanç sistemi, onları koltuklarında tutmuştur.

Büyük bankaların, dev şirketlerin CEO’ları, yıllık on milyonlarca dolar maaş ve ikramiye kazanırlar. İnanın bana bu adamlar, başka bir meslekte, kazandıklarının yüzde birini kazanamazlardı. Genelde büyük şirketlerin CEO’ları, kurumun içinden gelirler. Buradaki amaç, kurumu iyi tanıyan kişilerin şirketi yönetmesidir. ‘Yükseliş’teki en önemli şartlar, aynen Çin’deki bürokratların yükselmesindeki gibi, ‘üstlerle iyi ilişkiler kurmak’ ve ‘verilen görevleri iyi yapmaktır’. Ama bu özellikler, krizleri öngörmek ve stratejik kararlar almak için yeterli değildir. Görüldüğü gibi, bir tek CEO bile riskleri öngörememiş, öngörmeyi de geçtim, sonrasında hiçbir çözüm üretememişlerdir. Devlet’in kapısına, ‘bizi kurtarın’ diye dayanmışlardır.

Türkiye’deki CEO’ların çoğunu da, ‘yeterlilik’ açısından aynı kategoriye koyuyorum. Bundan üç ay kadar önce New York’ta özel bir toplantıda, Türk CEO’lar ve üst düzey yöneticilerin krizle ilgili düşüncelerini dinliyordum. Enerji alanında büyüyen bir holdingimizin CEO’sunun; ‘Kriz yumuşak geçecek, ABD’de resesyon yok, Türkiye’ye hiçbir şey olmaz’ benzeri sözlerini şaşkınlıkla dinledim. Hemen hepsi buna benzer şekilde konuştu. Konuştukları ay ekim ayıydı, yani dünyanın çökmeye başladığı dönem.

Kapasiteleri maalesef budur. Fazla söze gerek yok.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir