Duble günü

Bu hafta ABD makro verileri beklentilerin çok altında kaldılar. Artık nereye baksanız ‘ikinci dip’ tartışılıyor. Katıldığım yayınlarda bana ‘İkinci dip yaşanır mı’ sorusunu yöneltiyorlar. Soru çok açık değil. İkinci dip denince ne anlaşılıyor? Küresel piyasaların tekrar çökmesi? İMKB Endeksi’nin tekrar 20.000’li seviyelere düşmesi? ABD ekonomisinin negatif büyüme rakamlarını görmesi? Soruyu biraz somutlaştırmak gerekiyor. Ben soruyu soran kişinin, dünyanın en büyük ekonomisi ABD’yi sorduğunu düşünüyorum. Dün twitter yorumlarımda da yazdım. ABD büyüme rakamının önümüzdeki çeyreklerde yüzde 0.2 olması ile yüzde -0.1 olması arasında, rakamsallık dışında ne fark olabilir? Yüzde 0.2 büyüme rakamı ile işsizlik oranı düşer mi? Sanayi üretiminde ışık görülür mü? Ama bizim hip-hop ekonomistler; ‘İkinci dip mevzuu’ başlıklı yazılar yazıp, temkinli olunması gerektiğini savunanlara saldırıyorlar. Hayatlarında tek bir tahminleri tutmamış bu insanları ciddiye almayın. Bu adamlar 1994, 1998, 2001, 2007 çöküşlerinde medyanın köşe başlarındaydılar. Fikir anlamında ekonomiye, yatırımcıya hiç bir faydaları olmamıştır. Onlara göre: ABD ekonomisi yüzde 0.2 büyürse (rakam örnektir) ikinci dipten kurtulacak; büyüme rakamı negatif gelirse ikinci dip yaşanacak. Sene başından beri, hatta 2009’un son aylarından itibaren ‘Rakamsal olarak ikinci dip veya değil, ABD ekonomisi 2010’nun 2. yarısında sert biçimde yavaşlayacak’ yorumunu yapıyorum. Gelen makro verileri görüyoruz. Kötüleşme devam edecek.

Bugün duble yazı günü. Bir sonraki yazı piyasalar üzerine olacak.

Not: Yazdığım yazıların kaynak gösterilmeden bazı TV kanallarında tartışıldığını görüyorum. Gazetede yazdığım spesifik konu, programda konuşuluyor. Mesele sadece Euro yükselir, Dolar düşer değil. Örneğin herkes Japonya’dan JPY’ye müdahale beklerken, Japonya Merkez Bankası’nın ciddi müdahale olasılığının niçin düşük olduğunu nedenlerimle açıklıyorum. Özgün fikirler bana ait. Moderatör ve yorumcu benim fikirlerimi kullanıyor. Bu konuda geçtiğimiz haftalarda da bir okurum uyarmıştı. Adamlara dava açıp uğraşacak zamanım yok. Ancak hoş değil, etik hiç değil.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir