İrrasyonel Çoşkunluk

Gelişmekte olan ülkelerin, büyümek için ‘ucuz’ para birimlerine ihtiyaçları vardır. Bu piyasalarda riskler yüksektir. Yapılan yatırımların getiri beklentisi fazla olduğu için, riskler kabul edilir. Ekonomi büyüdükçe, piyasadaki varlıklar pahalılaşmaya başlar. Kişi başına düşen gelir düşükse, para birimi de ucuz olur. Gelişmekte olan piyasalarda, bu ilişkinin bozulduğu dönemlere rastlarız.

Gelişmekte olan piyasalar, krizden önceki üç senede, büyük bir çoşku yaşıyorlardı. Bence bu çoşku, Alan Greenspan’in yıllar önce bir konuşmada kullandığı, ‘irrasyonel çoşkunluk’ benzetmesine tıpatıp uyuyordu. Para birimlerinin aşırı değerlenmesini açıklamak için, sayısız teori öne sürüldü. Aslında yaşanan, çoşkunluğun spekülasyona dönüşmesinden başka bir şey değildi. Spekülatörler, düşük faizle Japon Yen’i ve ABD dolar’ı borçlanarak, gelip bu piyasalarda oynuyorlardı. Yaşanan gayrimenkul, borsa balonlarını hatırlarsanız, ne demek istediğimi çok iyi anlarsınız. Örneğin Moskova, ‘dünyanın en pahalı şehirleri’ sıralamasında birinci sırada çıkıyordu. Ülkemizde; borsada, gayrimenkulde büyük balonlar oluştu. Türkiye’deki emlak fiyatlarının %30 düştüğü söyleniyor. Bu oran hala azdır çünkü fiyatlar anormal seviyelere çıkmıştı. Önümüzdeki yıl içinde, gayrimenkul fiyatları daha da düşecektir.

Konuştuğum bankacılar, birçok holding’in zor durumda olduğunu, hatta bazılarının banka kriterlerine göre ‘iflas’ ettiğini söylüyorlar. Yıl sonu bilanço düzenlemeleri nedeniyle bu iflasların görülmediğini, yeni yılda bir finansman planı ile gelmemeleri durumunda, iflasların görüleceğini belirtiyorlar. 3-4 ay önce, kriz piyasalarımızı vurmadan önce yazdığım bir yazıda, borsa’daki yabancı payının yüksek olmasının çok önemli olmadığını, kriz kapımıza dayandığında, batacak şirketlerin bizim şirketlerimiz, işsiz kalacakların da bizim insanlarımız olduğunu yazmıştım. Çok üzücü ama galiba o günler geldi. Çıkış yolu olarak, IMF programı görülüyor. Ben IMF programına inanmıyorum. Dikkat ederseniz, IMF antlaşma yaptığı diğer ülkelerden ne istiyorsa, bizden tam tersini istiyor. $25 milyar için antlaşma yapmaya çalışıyoruz. Bir antlaşma ile kendimizi bağlamadığımız, daha yaratıcı adımlar atılabilirdi (döviz takas antlaşması gibi). Bu adımlar hala atılabilir, ama öyle bir baskı oluşturuldu ki, IMF antlaşması artık kaçınılmaz gözüküyor.

İrrasyonel çoşkunluk dönemi yine gelecek. Ama o dönem tekrar geldiğinde, Türkiye’deki birçok piyasa oyuncusu kaybolup gitmiş olacak.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir