Kaplana Binmek

Ekonomistlerin yüzde 90’ı; ‘Çin Yuan’ın değerini tamamen serbest bırakırsa, Yuan ABD doları’na karşı hızla değer kazanır’ diyor. İktisatçıların yüzde 90’ının aynı fikirde olduğu bir şeyin gerçekleşme olasılığı nedir acaba? Bunu düşünürken aklıma büyük iktisatçı Galbraith’in; ‘Ekonomi biliminin tek amacı ekonomistleri istihdam etmektir’ sözü geldi.

Yuan’ın revalüasyonu gündemin önemli maddeleri arasında yer alıyor. Baştan fikrimi belirteyim. Yuan’ın ABD’nin istediği gibi hızlı biçimde değerinin artırılması çok düşük bir ihtimaldir. Çin’in düşük oranlı bir revalüasyona gidebileceğini, ancak daha çok faiz artırımlarına ağırlık vereceğini düşünüyorum. Yorumcular, faiz artırımlarının, paranın üzerindeki değerlenme baskısını artıracağını söylüyor. Normal şartlarda bu görüş doğru. Ancak, Çin piyasalarında anormal miktarda ‘sıcak para’ var. Sıcak para faizin değil, oluşan balonun peşinde. Çin faizleri artırırsa, spekülatif para ‘balon patlayacak’ korkusu ile piyasayı terk de edebilir. Çin parasının üzerindeki revalüasyon baskısı bu durumda azalabilir.

Yuan’ın olası bir revalüasyonu, Çin ekonomisindeki dengeleri değiştirir. Çin’in ekonomi politikası üretimi desteklemeye yönelik, tüketim ikinci planda kalıyor. Revalüasyon, Çin’li tüketicinin işine yarar. Önemli nokta, Çin ve ABD madalyonun iki yüzü gibidir. Yüksek oranlı bir revalüasyondan sonra, Çin’de dengeler nasıl değişirse, ABD’de de dengeler değişir. Bir tarafta yüksek tasarruf oranına sahip Çin, diğer tarafta aşırı tüketen ABD. Revalüasyon sonucunda; Çin’deki tüketimin üretime göre artışı, ABD’deki üretimin tüketime göre artışına denk olmalıdır. Başka bir ifadeyle, ABD’nin tüketim ağırlıklı ekonomisinin dengelenmesi gerekir. Krizin etkilerini atlatamayan; ekonomisinin yüzde 72’si tüketim olan ABD, revalüasyon sonucunda yaşanması gereken sürece hazır mı? Bu kafamdaki ilk soru işareti.

ABD’de bu yıl ara seçimler var. Obama’nın işi kolay değil. Sağlık reformunun geçirilmesi Obama’yı unutulmaz başkanlar arasına sokacak olsa da, reformun getirdiği mali yükün altından bu yönetim kalkamaz. Obama yönetimi eğer ekonomik büyümeye önem verirse, sular durulur. Mali yükten dolayı oluşacak tepkiler azalır. Ekonomik büyümenin yolu ihracatı artırmaktan geçiyor. Obama, önümüzdeki 5 senede ihracatı 2 katına yükseltme sözü verdi. AB ve Japonya’nın durumu ortadayken, tek hedef olarak Çin kalıyor. Çin’i suçlamak ve ona karşı sert ticari önlemler almak, sağlık reformunun götüreceği oyları geri getirebilir. ABD’nin revalüasyon baskısı kasım öncesinde tavan yapabilir. İlginçtir, Çin’in ABD’ye yaptığı ihracatın önemli bir kısmı ABD’nin kendi şirketleri tarafından yapılıyor. Nike, Apple, HP gibi dev şirketlerin üretim merkezleri Çin’de bulunuyor. ABD’nin alacağı sert ticari önlemler, borsada işlem gören bu şirketlerin karını düşürebilir. Borsalarda düşüşler yaşanabilir. Bu nedenle, ABD’nin önlemler konusunda nereye kadar gidebileceği kafamdaki ikinci soru işareti.

Bulutlar, Çin’in kur politikası üzerinde toplanıyor. Astrologlara göre ‘istikrarsızlık’ ve ‘çatışma’ yılı olan kaplan yılında yatırım yapmak, kaplana binmeye benziyor.

Konuya devam edeceğim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir