Karamsarlığım Artıyor

TCMB, dün faizleri 15%’e indirdi. Japonya MB’sı, yine dün gece faizleri 0.1%’e çekti. ABD’de faizler %0 sıfır oldu. AB’de faiz 2,5%, ama onlar da önümüzdeki dönemde, faizleri aşağıya çekmek zorunda kalacaklardır. Peki, TCMB’nin faiz indirimi, piyasaları nasıl etkileyebilir?

Büyük merkez bankaları(Avrupa Merkez Bankası hariç), para politikasını agresif biçimde kullanıyorlar, ama faiz silahının işe yaraması çok zor. İçeriye dönersek, TCMB de faizleri beklenmedik şekilde indirdi. Muhtemel IMF antlaşmasına güvendikleri için, bu hamleyi yaptılar. IMF’den istenen para $25-$30 milyar arasındadır. IMF geçen ay, Macaristan ile $15.5, Ukrayna ile $16.5 milyarlık antlaşmalar imzaladı. Bu ülkelere bakarsak, istenen para çok yüksektir. Aslında, bu rakamları istediklerini almadan kolay kolay vermezler. IMF büyük bir olasılıkla, yerleşiklerin dış borçlarının, T.C. devleti tarafından garanti edilmesini istiyor. 1994 krizinde de(Tansu Çiller döneminde), bu uygulamaya maruz kalmıştık. Yabancı alacaklılar, Hazine’nin kapısına dayanıp, özel sektörün borçlarını Hazine’nin ödemesini istemişler, ve istediklerini almışlardı. Bunu Almanya’ya, İngiltere’ye yapabilirler mi? Mümkün değil. Bu uygulama, finans’ta yazılı olduğu kadar yazılı olmayan kuralların da var olduğunun, en güzel ispatıdır. Umarım antlaşma açıklandığında, satır aralarında böyle bir cümle görmeyiz.

MB’nın faiz indiriminin, önümüzdeki dönemde USD/YTL kuruna etkisi nasıl olabilir? Bir kere MB’sı, gelecek dönemde de faiz indirimlerine devam edeceği sinyalini verdi. Bu kur üstünde, muhakkak baskı oluşturacaktır. Yıl sonu etkisiyle, piyasalarda son günlerde olumlu bir hava var. Bunun nedeni, bankaların kur’u yukarıda tutup, bilançolarını kötü göstermek istememeleridir. Kredi göstergeleri kötü seviyelerdeyken, kurun buralara kadar inmesi bile sürprizdir.

Dünya ekonomilerinde, 2009’un ikinci yarısında, ilk altı aya göre, ufak bir iyileşme görebileceğimizi önceki yazılarımda belirtmiştim. Ancak son günlerde, bu göreceli, ufak iyileşme konusunda bile kafamda soru işaretleri oluşmaya başladı. Karamsarlığım artıyor. Sürekli takip ettiğim, ileriye dönük göstergelerde, hiçbir iyileşme belirtisi göremiyorum. 2009’un başına geldik. Hala, krizin başında mıyız, yarısında mıyız, en kötü dönem önümüzde mi, konuları tartışılıyor. İçeriye bakıyorum, Tofaş, Oyak Renault, Mercedes-Benz Türkiye, Ford üretimlerine ara verdiklerini açıklıyorlar. Büyüme rakamı %0.5 geliyor(resesyon değil de nedir?); işsizlik(iş aramayı bırakanlar dahil) %16,3 olmuş. Tüketici güven endeksi %68,8 ile en düşük seviyelere inmiş. Reel sektör gerçekten kötü durumda görünüyor. Türkiye’nin krizin ilk safhalarında olması, beni korkutuyor…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir