Krizde Türkiye’nin En Büyük Şansı

Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Japonya, 2008’in dördüncü çeyreğinde %12.7 küçüldü. Bu rakam Japon ekonomisi için, gelmiş geçmiş en büyük daralma rakamıdır. Bu rakam, en karamsar analistin beklentisinden de kötüdür. Türkiye’de ise işsizlik rakamı, Kasım 2008 için %12.7 olarak açıklandı(önceki %10.1).

Aslında bugün başka bir konudan bahsedeceğim, ama piyasalara böyle önemli veriler gelince, iki çift laf etmek gerekiyor. Önümüzdeki aylar çok karanlık görünüyor. ABD’nin paketi açıklanmasına rağmen, piyasalar çok umutsuz. Bunu tüm risk göstergelerinde görebiliyorsunuz. İşsizlik rakamının, içerde gidecek çok yeri varmış gibi görünüyor. Açıklanan rakamlara, iş aramayı bırakmış kişiler dahil edilmiyor. Bunlara bir de kayıtdışı istihdamı eklersek, durumun vahametini anlayabiliriz.

Bu hafta TCMB faiz toplantısı var. Genel beklenti, faizlerin 50 baz puan indirileceği yönünde. Hem enflasyonunun hem de talebin düşmesi, TCMB’nin elini faiz indirimleri konusunda güçlendiriyor. TCMB, talebi canlandırmak, borçlanma maliyetlerini düşürmek için faiz indiriyor. Bu krizde, en proaktif kurumun TCMB olduğunu düşünüyorum. Piyasalardaki gelişmelere çabuk tepki verip hızlı karar alıyor, gerçekçi şekilde halkı bilgilendiriyor.

2003-2007 döneminde ekonomimiz, yüksek büyüme oranlarına sahipti. Bu dönemde sadece biz büyümedik; ‘globalleşme’, ‘bilgi teknolojisi’, ‘para bolluğu’nun etkisiyle dünyanın her bölgesi büyüdü. Şanslıydık. Piyasalardaki iyimserlik doruk noktasındaydı. O zamanlar faizleri daha hızlı indirmemiz gerektiğini, sıcak paranın yüksek faizden dolayı gidecek başka bir yerinin olmadığını ısrarla söylüyordum. TCMB faizi %14.25’e indirmişti. Faizleri daha sert şekilde indirseydik bile, dünyanın en yüksek faizi yine bizde olacaktı. Spekülatif para, yüksek getiri gördüğü yere köpekbalıkları gibi saldırmaya devam ediyordu. Yine dönüp dolaşıp Türkiye’ye gelecekti. Yapılması gereken faiz indirimleri yapılmadı.

Bu kriz, faizlerin indirilmesi açısından büyük şanstır. Perşembe’den başlayarak, önümüzdeki dönemde faizleri 400 baz puan(%4) daha rahatlıkla düşürebiliriz. Reel faiz düşsün ki; parayı tutanlar harcasın, ‘bütçe’nin faiz yükü azalsın. Orta dönemde, ABD’nin piyasalara trilyonlarca doları verecek olmasından dolayı enflasyon tehlikesi baş gösterse bile, TCMB’nin manevra alanı olacaktır. En önemlisi, çok daha düşük faiz ile borçlanacağız. TCMB, faiz indirimlerine hızlı şekilde devam etmelidir.

Krizde Türkiye’nin En Büyük Şansı” üzerine 2 düşünce

  1. Atlım bey ,, faizlerin dusmesi buyume acısından olumlu, katılıyorum ancak TL nin deger kaybetmesine de sebep verecektir ki, bence bu da gerekli dıs rekabet acısından vs.. ancak TL nin cok deger kaybetmesinin devlet ve ozel sektor ( ozellikle bankalar ) icin yarattıgı riskler yok mudur ? saygılar

  2. Mehmet Bey,
    Piyasanın tüm oyuncularını mutlu etmek zor. TL’nin değer yitirmesi,ihracatçıyı sevindirebilir, ithalatçıyı, döviz borcu olanı üzer. Ben artık yüksek faiz sorunundan kurtulmamız gerektiğini düşünüyorum. Faizlerin 2-3 puan daha indirilmesiyle,TL’nin kalıcı olarak çökeceğini düşünmüyorum. Size katılıyorum,riskler vardır ama sıkıntı çekmeden bazı şeyler olmuyor. Yüksek faiz ve aşırı değerli TL canımız çok yaktı..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir