Manipülatörün Yeni Stratejisi

General Motors’un iflası ve Citigroup ile birlikte Dow Jones Endeksi’nden çıkartılması; USD’nin düşüş , emtiaların yükseliş trendini sürdürmesi çok konuşulan konular. Bence global piyasaların en önemli konusu; ‘döviz manipülatörü’nün yeni stratejisidir.

Manipülatör kelimesi bana değil, ABD Hazine Bakanı Geithner’a ait. Manipülatörlükle suçladığı ülke ise Çin. Yani ABD bütçe açıklarının birinci finansörü. Çin’in stratejisine bakarsak; Çin piyasasına giren dolarları toplayarak, döviz piyasasına müdahale ediyor. Amacı; parasının değerini düşük tutarak ihracat avantajı kazanmak. Yıllardır bu stratejiyi uyguluyorlar. Başta ABD olmak üzere, AB’den de büyük eleştiri alıyor.

Geithner iki gündür Çin’de. Manipülatör kelimesini orada kullanamıyor. Paranızın değeri biraz düşük, gibi nazik bir üslup kullanıyor. Öte yandan Çin, büyük dolar rezervlerinden dolayı endişelenerek, ABD’yi para basıp doların değerini düşürmekle suçluyor. Yorumcular ise genelde, ‘ABD para basıp doların değerini düşürerek, Çin’in portföyüne zarar veriyor’ diye düşünüyor. Unutulmaması gereken nokta; Çin parasının ABD dolarına fikslendiğidir (fiskleme yanlış oldu, dar bir bant arasında gidip geliyor). Diğer bir söylemle, dolar diğer para birimlerine karşı değer yitiriyorsa (EUR, GBP, JPY,v.b.), Çin parası da değer yitiriyor. Nitekim, son 2,5 aydır bu yaşanıyor. Yani doların değer yitirmesi, renminbi’nin değer yitirmesi demek, bu da Çin’in ihracat avantajı kazanması demektir. Zaten Çinli ihracatçı da, bu olaydan çok memnun görünüyor.

Peki 2,5 trilyon dolara yaklaşan Çin rezervleri ne olacak; dolar değer yitirirken, kağıt üstünde zarar oluşmayacak mı; bundan dolayı Çin, ABD kağıtlarına daha az ilgi gösterir mi; gibi sorular yatırımcının zihninde dolaşıyor. Korkulanın aksine Çin’in ABD Hazine kağıtlarına olan ilgisi son 6 aydır tam gaz devam ediyor. Yayımlanan son verilere baktım. Mayıs ayında bile ABD kağıtlarına 70 milyar dolarlık alım yapılmış. Bu bir rekordur. Bu rakamın tamamı Çin’e ait değil. Başka ülkeler de var, ama aslan payı Çin’in.

Çıkaracağımız sonuç; başta Çin olmak üzere, merkez bankaları, ABD Hazine kağıtlarından çıkmıyor, aksine daha yoğun bir şekilde kağıt alıyor. Çin’in yeni stratejisi, uzun dönemli Hazine tahvillerinden ziyade, kısa dönem Hazine bonolarını tercih etmesidir.

Burada bence sorun yaşayacak ülke ABD’dir. Görünen o ki; devletler, hem düşük faizli hem de uzun vadeli tahvil almak istemiyorlar. ABD ise uzun dönemli tahvil satmak istiyor. Ama pek talep yok. Kısa dönemli bonoların faizleri sıfıra yakın. Peki merkez bankaları, bu düşük faizle niçin kısa dönem ABD bonosu alıyor? Kişisel fikrim, güven açısından, uzun dönemli ABD tahvillerine alternatif olarak kısa dönemli ABD bonolarını görüyorlar. Ayrıca, enflasyon tehlikesi baş gösterirse, kısa vadeli bonoları hızlı şekilde elden çıkartabilirler.

Çin’in ve diğer merkez bankalarının çok düşük faize rağmen, ABD Hazine bonosu almaları ilginçtir. Kısa bir süre sonra, onlar da düşük faizi kabul etmeyecekler, rezervlerini başka alanlara kaydıracaklardır. Çin, emtia alımları ile yavaş yavaş bu işe başladı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir