Piyasalar kan gölüne döndü

Dün gece ABD borsalarında yoğun satışlar yaşandı. USD ve özellikle JPY gibi güvenli limanlara kaçışlar görüldü. Deyim yerindeyse, risk iştahı yerlerde süründü. Fiyat hareketlerini anlamakta zorluk çeken okuyucularıma, basit şekilde izah edeyim.

Önceki gece açıklanan Çin verilerinin beklentilerin altında gelmesi ile, Asya ve Avrupa borsaları çöktü. Aslında Fed’in açıklamalarından sonra risk iştahı ‘biraz’ yükselmişti. Örneğin USD/TL 1.495-96 civarına çekilmişti. Yine de Fed açıklamalarının beklenen patlamayı yaratmadığı söylenebilir. Beklediğim gibi dolaylı olarak tahvil alımı yapacaklarını açıkladılar. Aynı zamanda ekonominin görünümünü de iyice düşürdüler. Tam bir hafta önce Fed Başkanı Bernanke; ‘Artan talep kalıcı büyümeyi destekleyecek; tüketici harcamaları önümüzdeki çeyreklerde artacak’ derken, bu haftaki Fed bildirisinde; ‘Ekonomik toparlanma mütevazı olacak, hanehalkı harcamaları yüksek işsizlikle birlikte baskı altında kalacak’ dendi. Dünyanın en büyük merkez bankasının başkanının fikirleri bu kadar hızlı değişebilir mi? Bernanke hakkında çok yazı yazdım, bu onlardan biri olmayacak. İyi bir akademisyen, ama kötü bir merkez bankası başkanı.

Kafa karışıklığına son verelim. Fed, direkt tahvil alımlarına girmedi. 2.5 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaşan  bilançosunu, küçültmeyeceğini söyledi. Bu borsalar için kesin olarak pozitif bir durum değildir. Karışıktır. Düşük piyasa faizleri, teoride borsaları destekleyebilir. Fakat Fed’in ekonomik görünümü olumsuza çevirmesi, negatif bir durumdur.

2009 senesinde Fed 600 milyar dolarlık hazine tahvili almasına rağmen, ekonomi canlanmadı. 150 milyar dolarlık ekstra tahvil alımı neyi değiştirebilir ki? Dün Dünya’daki yazımda da belirttim. Devasa bir kredi balonu patladıktan sonra, tahvil alımı yaparak piyasa faizlerini düşürmek beklenen etkiyi yaratmıyor.

Dünden beri yaşanan piyasa hareketlerine dönersek; Çin verilerindeki yavaşlama NZD, AUD gibi emtia paralarını çökertti. (AUD, piyasadaki risk iştahını gösteren önemli bir para birimidir). Çin ekonomisinin yavaşlaması, Çin’in emtia talebinin azalması anlamına geliyor. Emtia gelirleri çok yüksek olan ülkeler darbe yiyorlar. Paraları da güç kaybediyor. Fed’in ekonomik görünümü düşürmesi, Çin verilerinin hayal kırıklığı yaratması, piyasa oyuncularını korkuttu. USD ve JPY gibi güvenli limanlara yanaşıldı.

Peki ABD 10 yıllık faizler %2.7’nin altına düşerken, USD niçin arttı? USD faizi düşerken, USD’ın da değer kaybetmesi gerekmiyor muydu? Tabii finans piyasalarında oluşan ani şartlara hiç bakılmaz. Beklentiler de hiç değişmez. Ekonomi kitaplarında yazılanlar gibi yüzde 100’lük ilişkilerin olması gerekir (faiz artınca USD da yükselmelidir). Böyle düşünen okuyucularımın sabit fikirlerden kurtulmalarını, piyasa mekanizmasını anlamaya çalışmalarını öneririm.

Finans piyasalarında yaşananlar ekonomi kitaplarındaki gibi olsaydı, ekonomistlerin her söylediklerinin doğru çıkması gerekirdi. Piyasa yorumu yapan ekonomistleri okuyunuz, ama fazla ciddiye almayınız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir