Piyasalar’a Girmek İçin Henüz Erken

Bazı yorumcular, piyasalarda oluşan fiyatların ucuz olduğunu belirtiyorlar. Piyasalara girmenin tam zamanı olduğunu savunup, önümüzdeki dönemle ilgili iyimser görüşler bildiriyorlar. Peki yatırımcılar, piyasaya girmeliler mi? Borsa endeksleri, para birimleri, emtia fiyatları ne yöne gidebilir? Bu yazıda bunları tartışalım.

Avrupa, Japonya ve Amerika ekonomileri, son 30 yıldır belki de ilk kez ‘aynı zamanda’ yavaşlıyorlar. Dünyanın en büyük ekonomisine sahip olan Amerika, 2008’in ilk yarısında beklediğimden daha iyi bir performans sergiledi. Ekonomi yönetiminin tüketicilere verdiği mali destek (100 milyar dolarlık direkt yardım), yılın ilk 6 ayında teknik bir resesyonu (yavaşlamayı) engelledi. Merkez bankaları, ekonomik büyüme’yi, enflasyon’un önüne koydular. Yoğun likidite (para) enjeksiyonu ile, finansal piyasaları çökmekten kurtararak, finansal krizin ekonomik etkilerini ertelediler. Beklenenden yüksek gelen büyüme rakamları, analistleri cesaretlendirdi. Önümüzdeki dönemle ilgili olumlu raporlar yayımladılar.

Finansal kriz devam edecektir. Krizin etkileri, 2008’in ikinci yarısında kendini daha fazla hissettirecektir ( henüz 3. çeyrek ve tabii ki 4. çeyrek büyüme rakamları elimizde yok). Amerika ve Japonya, negatif büyüme rakamları görebilirler. Avrupa ekonomisi, muhtemelen sert bir şekilde yavaşlayacaktır. Finansal krizin ikinci perdesini izleyebiliriz. Amerika’da, kredi kartı borçları, öğrenci kredileri, taşıt kredileri, yüksek oranda borçlanılarak gerçekleştirilen şirket satın alımları ( leveraged buyouts ), büyük sorunlar içermektedir. Ekonomi yavaşladıkça, işsizlik oranı arttıkça ve gelir seviyesi düştükçe, aşırı borçlu tüketiciler ve şirketler batacaktır.

Petrol fiyatı’nın son dönemdeki düşüşü, Amerikan ekonomisinin ve doların güçlü olmasından değil, Euro’nun beklenmedik ölçüde değer yitirmesinden kaynaklanmıştır. ‘ Talebin güçsüz olması, bu düşüşü yarattı ‘ yorumu yapılıyor. Talep düşüşü uzun zamandır var. İleri sürülen talep düşüşü, petrol fiyatının, 70 dolar’dan 147 dolar’a çıkmasını engellememişti. Son 1 yıldır uygulanan piyasa stratejisi ; ‘ emtiaları al, finansal kurumların hisselerini ve doları sat’ idi. Avrupa Merkez Bankasından gelen açıklamalar, piyasa oyuncularının bu stratejiyi tersine çevirmelerine yol açmıştır. Örneğin, strateji değişikliği, banka hisselerinin sürüp giden kayıplarının % 30’nu geri kazandırmıştır. Peki finansal hisselerin yükselmesi temel bir dinamiğe mi dayanıyor? Kesinlikle hayır. Milyarlarca dolarlık yeni zararlar kapıda dolaşıyor. Lehman Brothers’ın ve Citigroup’un batacakları söylentisi ayyuka çıkmış. Tut-sat ( mortagage) devleri Fannie Mae ve Freddie Mac çökmüş. Strateji değişikliği teknik bir olaydır.

Finansal kayıpların para basarak karşılanması doları güçsüz bırakacak bir politikadır. Bu politika, emtia fiyatlarını tekrar yükseltecektir, değerli metallerin değerini artıracaktır. Bunun önümüzdeki dönemdeki kaynağı,güçsüz dolar değil, parasal genişleme olacaktır. Negatif reel faizler devam ettiği sürece (piyasa faizi – enflasyon), emtialar güçlü kalacaktır.

Global ekonomi, 2009’da resesyona girebilir. Stagflasyon görüşü, 2009 yılına, 2008’den daha fazla uymaktadır. Borsalar, hazine kağıtları ve gayrimenkul piyasası, düşüş, yani ayı piyasasındadır. Uzun bir zaman öyle kalacaklardır. Yatırımcıların , ‘ piyasaya girmek için düşük fiyatları kaçırdık mı? ‘ diye düşünmelerine gerek yoktur. Fiyatlar, en düşük noktalarını henüz görmemişlerdir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir