Saçma İyimserlik

Bir şeye sahip olmak için temennide bulunmakla, ona gerçekten sahip olmak arasında fark vardır.

Uçaktan inip taksiye bindim. Taksici ile hemen kriz hakkında konuşmaya başladık. Adamın, balon yıllarında aldığı, dört tane evi varmış. İnşaat sektöründeymiş. Batmış. Borçlarını ödemek için evlerini satmaya çalışıyormuş. Satabilmek için fiyatları çok düşürmüş (en kötü krizde bile bir malın fiyatını çok düşürürseniz, alıcı bulursunuz). Alıcılar çıkmış. Ama bankalar kimseye kredi vermediği için evleri elden çıkartamamış. Taksiciliğe başlamış. Masrafları kısmak için oğullarının ve eşinin cep telefonlarını iptal etmiş. Artık dışarıda yemek bile yemiyorlarmış. Kendisiyle ve çevresiyle ilgili bir çok olay anlattı. Size buna benzer anektodlar aktaracağım. Ama ilk gözlemim, reel ekonominin 6 ay öncesine göre daha da kötüleştiğidir.

Yaşadığım bölge, New York’un en hareketli bolgesiydi. Kiralık ev ararken emlakçıların havasından geçilmezdi. Dün gezerken, ‘hiç batmaz’ dediğim restoranların, kafelerin kapanmış olduğunu gördüm. Yerleri de bomboş duruyor. Emlakçıların fiyat kırarak, müşteri kovaladıklarını öğrendim.

Borsada oluşan olumlu hava aldatıcıdır. Doğrudur, borsa, ekonomi toparlanmadan 6 ay önce yükselmeye başlar. Ancak altı ay sonraki nakit akımlarının, karların daha iyi olacağını hesaba katarak yükselişe geçer. Bu ekonominin 6 ay sonra nasıl daha iyi durumda olacağını anlayamadım. ABD’de yaşanan ‘saçma iyimserlik’e inanıp, krizin bittiğini düşünen yatırımcıları, daha büyük kayıplar bekliyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir