Sahte İlaç

Katıldığım TV-radyo programlarında, yazılarımda, resesyonun bittiğini söylemek için erken olduğunu belirtmekten yoruldum. Yorumcuların sürekli ‘resesyon bitti’ şeklinde yaygara çıkartmalarını anlamsız buluyorum.

İyileşme ile stabilizasyon arasında fark vardır. Gelen makroekonomik veriler karışıktır, yorumlamak kolay değildir. Çin’e bakıyorsunuz ikinci çeyrekte %8 büyümüş. Daha sonra Çin ekonomisinin lokomotifi ihracata bakıyorsunuz, %20 daralma var. Bir yorumcu çıkıp; ‘bu ne dengesizliktir’ diye sormuyor.

Türkiye’ye bakıyorsunuz, ISO verilerine göre en büyük 500 şirketin 150’si, 2008’de ‘zarar’ etmiş. 2009’un çok daha kötü devam ettiği düşünülürse, bu rakam daha da artabilir. Aslında ekonomimizin durumu o kadar perişan ki anlatamam. Hükümet vergi artırımlarına başladı bile, yeni vergilerin eli kulağındadır. Şu ana kadar vergileri artırmaya başlayan başka bir ülke gördünüz mü?

Krizin merkezi, en büyük ekonomi ABD’den gelen verileri bu hafta bir yazımda değerlendireceğim. Bardağı nasıl görmek isterseniz öyle görürsünüz, yarısı boş ya da yarısı dolu. Ekonomistlerin aksine, krizin başlangıç noktası olan gayrimenkul piyasasında henüz dibin görülmediğini, ABD’li tüketicinin toparlanmasının minimum 5 yıl alacağını düşünüyorum.

Hastaya sahte bir ilaç verirsiniz, hasta iyileşeceğini zanneder. Bu yaygın bir fenomendir. Yaşanan iyileşmenin kalıcı mı, yoksa verilen sahte bir ilacın kısa dönemli etkisi mi olduğunu bilmek mümkün değildir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir