Wagoner’i Yemek Kolay

Şirket kötü bir şekilde yönetiliyordu. Rakiplerle baş edemiyordu. Batma noktasına geldi. Başkan’ı kovdular.

Peki devletten para alan finans kurumlarının başkanlarını niçin kovmuyorlar; Pandit (Citi), Blankfein (Goldman Sachs), Lewis(BofA)? Onların Wagoner’dan(General Motors) ne farkları var? Anlatmaya çalıştığım, Obama yönetimi çok fazla tutarsızlık göstermeye başladı. General Motors’un başkanına ‘istifa et’ diyorsunuz, ama şirkette hisseniz bile yok. Öte yandan, AIG’nin % 80’ne sahipsiniz, başkanı kovmadığınız gibi, bazı konularda pazarlık masasına bile oturuyorsunuz.

Finans kurumları, dünyanın hemen her ülkesinde ‘dokunulmazlık’ statüsüne sahiptir. Ekonomi yönetiminde yer alan kişiler finans kurumlarına pek dokunmak istemezler. Yakın ilişkilerini sürdürmek isterler. Devlet görevleri geçicidir. Finans kurumları’ndaki pozisyonlar ise, uzun ömürlü ve ballıdır.

Bizde de aynı durum sözkonusudur. Hazine’de, Merkez Bankası’nda çalışan üst düzey yöneticiler, görevleri bittiğinde soluğu özel sektörde alırlar. Gittikleri yer genelde bankalar olur. Bir kısmının da danışmanlık şirketi vardır. Ekonomi yazarlarımızın çoğu, yine benzer şekilde, ya bir bankaya bağlıdır, ya da kendi danışmanlık şirketlerini yönetmektedir. Peki bu insanlar para kazanmasınlar mı? Kazansınlar, fakat siz bir gazetede yazarken(özellikle ekonomi-piyasa) tarafsız olmalısınız. Bir köşe yazarı düşünelim, bu yazar aynı zamanda bir bankanın yönetim kurulu üyeliğini yapsın (böyle yazar bizde çok). Devlet, banka patronunun hortumculuk yaptığını belirlemiş, bankaya el koymayı düşünüyor. Bu yazar tarafsız olabilir mi? Olamaz. 2001’de bunları gördük. Bugün bile, ekonomi yönetimi bankalara yönelik yeni bir uygulama getirmeyi düşündüğü anda, işlerine gelmezse, bu yazarlar hemen esip yağmaya başlarlar.

Hazine’de, Merkez Bankası’nda üst düzey yöneticilik yapmış birini düşünelim. Kurumdan ayrıldıktan kısa bir süre sonra, bir bankaya Genel Müdür veya Murahhas Aza oluyor. Ne düşünürsünüz? Yakın ilişkinin önceden başladığını değil mi? Hazine ihaleleri, faiz kararları gibi piyasaları ‘direkt’ etkileyen çok olay vardır. Aklınızda soru işaretleri oluşmaz mı?

Devlet’in ekonomi yönetiminde görev alan kişiler, finans sektörüne, genelde girift ilişkiler ile bağlıdır. Türkiye’de de, ABD’de de bu aynı şekildedir. Başarısız bir otomotiv şirketinin başkanı olan Wagoner’i yemek kolaydır. İşin komik tarafı, şirket zaten batmış. Wagoner gitse başkası gelse bu saatten sonra ne olur? Yapılan; ‘bakın biz başarısız başkanı görevden aldık, şovundan başka bir durum değildir. Sistemi çökerten ise bankalardır. Onların başkanlarına dokunulmaz.

Finans kurumlarının başkanlarına rahat bir şekilde, ‘görevi bırak’ diyemezsiniz. Geleceği de düşünmek gerekir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir